BÜYÜK PATLAMA EVREN IŞIK YERÇEKİMİ


Nisan 2021 (0) Iptv 7.05.2021


BÜYÜK PATLAMA EVREN IŞIK YERÇEKİMİ

Büyük patlama:

Gerçekten büyük patlama oldu mu?

BÜYÜK PATLAMA EVREN IŞIK YERÇEKİMİ

Şimdi bunu ben kendimce açıklamaya çalışayım. Evrende bir noktada madde veya maddeyi oluşturan parçacıklarını toplu olarak durduğu bir noktadan patlaması ve tüm evreni oluşturması ne kadar mantıklı. Kaldı ki büyük patlamanın sonrasında evrene ne yayıldı ki maddeler bulutsular yıldızlar ve galaksiler oluştu. Bunun ne kadar mantıksız olduğunu gören bazı bilim adamları ise sicim teorisi gibi farklı oluşum fikirleri ortaya attılar yani evrenler arası temas bizimki gibi evrenleri yaratıyor. Yine fantastik. Bilim insanlarının hayal gücü yüksek olmalı ki bu gün hayatımızda sıradan olan gelişmeleri o gün fantastik gibi görünen düşüncelerle gerçekleştirebilsinler. Benim en sevdiğim örnek bana göre sözde bilim adamı denen bence sadece tüccar olan Edison ile herkesin çılgın dediği Tesla durumu.

                Şimdi benim de bu konuda bir teorim var ve bana göre oldukça elle tutulur gözle görünür daha az fantastik. Aslında olan evrenimizin başka bir evrenin içinde olduğu konusunda herkes hemfikir. Alt evren hakkında pek bir şey bilinmese de bilinen veriler ışığında hakkında bazı şeyler söylenebilir. Bu uzay bizim uzayımıza benzeyemez. Öyle olsa zaten bizim uzayımızdan ayrılamaz. Aslında bizim uzayımız onun içinde ve bizi alt evrenden korumaktadır. Bu konuyu gayet kolayca açıklamadan önce evrenin oluşmasından başlamak gerek.

                Şimdi kontrolsüzce kaynayan parçacıklardan oluşan zaman ve mekan kavramının olmadığı bir evren düşünün yada hayal edin. Öyle ki orada ışık yok hiçbir madde atom olarak var olamıyor çünkü anında yüksek enerjili parçacıklar tarafından yok ediliyor. Bu evrende bu gün atom altı evrende keşfettiğimiz partiküller kaynıyor. Sonsuz zaman sonsuz olasılıkla çarpışıp yeni parçacıklara dönüşüyorlar birleşiyorlar dağılıyorlar tam anlamıyla atom altı kaos ortamı. Bu kaos ortamında bir veya birkaç tür parçacıklar birbirlerine tutulmaya başlayıp bir noktadan her yöne doğru bir noktadan çıkan örümcek ağı gibi örüntü bir yapıyla genişlemeye başlıyor. Bir noktadan çıkan duman gibi ama birbirine bağlı. Genişledikçe alt uzaydan birçok parçacık örüntüyle birlikte yeni oluşuma katılıyor. Örüntüye uymasa da direk bağlanmasa da akıntıya kapılan objeler gibi onlarda yeni evrenin parçası oluyorlar.

                İşte yeni evrenimiz doğuyor;

                Artık yeni bir evren doğdu ve genişlemeye başladı daha durun hızı henüz ışık hızını aşmadı sadece kendini oluşturan bence leptonlardan oluşan ve alt evrenden gelen leptonlardan beslendiği sürece genişleyen bir evren. Kesinlikle ışıktan hızlı değil. Daha ışık oluşmadı. Örüntüde bulundan quarklar leptonlar tarafından sarılmaya başlandı. Quarklar kendi aralarında basit bir şekilde birleşirken çevrelerinde örüntünün görevlendirdiği leptonlardan bazıları onları gözetlemek ve kontrol etmek için çevrelerinde dönmeye başladı. Bu hem yeni oluşan atom çekirdeklerini dağılmaktan korumaya hem de tüm evrenle iletişiminin kurallarını belirlemeye başladı. Şimdi ilk atomlar oluşmaya ve evrenin içinde leptonlar tarafından yerleri işaretlenmeye başlandı. Her atom çevresindeki elektronlar ve o elektronlara bağlı örüntü sayesinde çevrelerinde uzayı kendi etraflarında döndürmeye bu şekilde basitçe çekim gücü oluşturmaya başladı. Bunu gözünüzde şu şekilde canlandırabilirsiniz ki bu atoma seviyesinde olan uzayı bükme işleme gezegenler yıldızlar galaksiler karadelikler ve tüm gök cisimlerinde aynı şekilde gerçekleşiyor. Bir demir top ve yüzeyinde küçük mıknatıslar var her mıknatısa bir ip bağlı. Topun tüm yüzeyinde ip bağlı minik mıknatıslar var. Top döndüğünde ne olur. İlk önce mıknatıslar ve ardından ipler topun dönüş yönünde çekilmeye başlar. Birde topun kutuplarındaki iplerin hareketlerini düşünün. İşte size cisimlerin uzayı bükmesi. Her ne kadar karadeliklerde bunu detaylandıracak olsam da şimdiden değineyim. Şimdi demir topun çok yüksek çekim gücüne sahip olduğunu farz edelim ve yine kendi etrafında ışık hızına yakın hızla dönüyor. Çevresindeki ipler nasıl olur. O iplerin arasından herhangi bir atom veya parçacık geçebilir mi? İşte Karadelik.

                Bulutsular, Yıldızlar, Galaksiler;

Evrenin oluşum sürecinde 2. aşamaya geldik. Basit atomlar oluştu ve örüntüyü bükmeye başladı doğal olarak da diğer atomları kendine çekmeye başladı. Muhtemelen nötronların olmadığı bir atom modeli ile karşı karşıyayız. En ilkel atom modeli. Burada elektronun atoma ait olduğu düşüncesinin yanlışlığını vurgulayalım. Elektronlar uzayın kendine ait uzayla atom çekirdekleri arasındaki bağı oluşturan yapılar. İlkel atomlar birleşmeye devam ederken yoğuşmaya ve bulutsular oluşturmaya başladılar bile. Bu oluşum ilkel yıldızların doğması için ilk adım. Füzyon oluşması mümkün değil çünkü nötron yok. Nötronların protonları bir arada tutan katalizör olduğunu düşündüğümüzde artık sırada nötron oluşumu var. Bilim insanları nötron yıldızlarının elektron ile protonun kaynaşması ile oluşan nötron kütleleri olduğunu düşünmeleri ise yine bir yanlış algı. + ve – yüklerin birleşmesi ile yüksüz nötron oluşması düşüncesi ne kadar doğru gibi gelse de böyle bir birleşme önce karadelikte olmalı yani karadeliklerin çekirdeği nötrondan oluşmalı. Öyle ya daha yüksek çekim gücüne ve yoğunluğa sahip. Aslında quarkların oluşması ve leptonlar tarafından sarılması ilk ilkel atomu oluştururken ilkel atomların yoğuşması sonucu oluşan basit kütleler içinde nötronlar oluşmaya başlıyor. Nötronların oluşması ilk gerçek atomun oluşması demek. Şimdi yıldızlar oluşabilir. Basit dev yıldızlar füzyonla yanmaya başladı artık ve yeni elementler oluşmaya başladı. Yeni elementler gelişmiş yıldızların doğmasını sağmakta daha başarılı. Uzayın yoğunluğu fazla olduğu için hala dev ama güçlü yıldızlar doğuyor. Bunlar ilerde bilinen tüm ağır elementleri oluşturacak ve çevrelerinde galaksi yaratacak kadar büyükler.

Bilinen evren oluşmaya görünmeye başladı. Artık dev bulutsular galaksileri galaksiler yıldızları, yıldızlar gezegenleri oluşturmaya başladı. İçlerinden birinde uzayın ve varoluşu araştıracak insanlar evrimleşecek galaksiler.

Zaman, Işık, Işık Hızı;

Uzaya daha sonra dönmek şartıyla şimdi her şeyin kurallarının merkezine geçiyoruz.

Zaman;

Zaman evreni oluşturan ana yapının hareketinden başka bir şey değil. Şimdi bunu açıklayayım.

Alt evrende zaman yok çünkü herhangi yapı da yok yada düzenli bir hareket şeklide. Ama evren oluşmaya başladığı andan itibaren bir başlangıcı ve süresi oluşmaya başladı. Eğer evreni çekim gücüyle sıkıştırırsanız zaman yavaşlar ve durma noktasına doğru sıkıştırabilirseniz duracaktır da. Tersi evren içinde ışık hızında ilerlemeye çalışırsanız atomlarınızın çevresindeki elektronlar ile zaten aynı yapıdaki evren sürekli etkileşime girerek en sonunda katı bir yapının içinde gidiyormuşçasına sizi yavaşlatacak bu arada zaman da duracaktır. İşin özü evrenin içinde oluşmuş hiçbir şey onun kurallarından daha güçlü değil.

Işık ve hızı ;

Işık sanılanın aksine yüksüz ağırlıksız bir parçacık değil. Tam olarak dalga da değil. Evren yapı olarak birbirine bağlı leptonlarla örülü. Bu örüntünün içinde radyo dalgaları ve ışık çeşitleri hep aynı yolla yayılıyor. Newton beşiği hareketiyle. Kaynaktan ilk hareketi alan lepton bunu çevresine katı bir top gibi iletiyor. Bu hareketin iletimi sırasında lazer gibi direk ileri bir hareket yerine lepton örüntü temas ettiği her arkadaşına da aynı hareketi aktarıyor tabi gücünden bir miktar feragat ederek. İşte ışık hızının evrende en büyük sabit olmasının nedeni. Kütle yok parçacık hareketi var dalga hareketi var. X ve Gama ışınları radyo dalgaları da aynı yapıda aynı şekilde hareket ediyorlar hızları da aynı.

Burada quantum dolanıklılığı olayına da değinmek gerek. Foton sanılan aslında evrende o an takip ettiğimiz örüntünün bir parçası bu aynı zamanda birbirine bağlı neredeyse sayısız kardeşinden biri. Basitçe birden fazlasının aynı anda zaman sınırı olmadan birbirine benzerlik göstermesi yada hareketini taklit edebilmesine açıklık getiriyor olabilir. Hepsinin aynı reaksiyonu vermemesi ise ne kadar benzer olsalar da aralarında bazı farklılıklar olduğu ile açıklanabilir. Ben bunu birbirlerine benzeyen ve çoğu benzemeyen kar tanelerine bağladım. Çıkış noktalarında benzer örüntüye denk gelen kar taneleri aynı ama çoğu farklı. Aslında benzerini bulamadığımız kar tanelerinin ikizi olmadığını düşünmek saçma olur. Biz göremedik ama yok diyemeyiz. Sonuçta benzer kar taneleri tespit edildi.

Işık ve kütle çekimi;

Uzaydaki her cisim çevresindeki örüntüyü etkiliyor ve örüntünün bir miktar büzüşmesine yada cismin çevresine sarılmasına neden oluyor. Cismin kütle çekim kuvveti oranında bu örüntü eğilip bükülecek sıkışacaktır. İşte bu ortamda Newton beşiği hareketi bulunduğu örüntüye göre eğilecek hatta yavaşlayacaktır. Kara deliklerin çekim kuvveti örüntünün iyice sıkışmasına neden olduğu için artık ışık hareketi yanındaki lepton topuna geçemeyecek karadelikten ışık çıkamayacaktır.

Daha detaylı anlatmak gerekirse, meşhur içinde ağır top olan çarşaf deneyini hatırlayın. Bu çarşaf iki boyutlu bir temsil bunu uzaydaki cismin çevresinde üç boyutlu olarak düşünmek zor değil. Örneğin gezegenin her yerinde neredeyse sayısız ip gibi bağlı bir örüntü. Zaten gezegenin çevresine doğru bir eğilim ve bağ içindeler bunu birde kendi etrafında dönen gezegenin örüntüyü dönüş yönünde çektiğini hayal edin. Uzay gezegenin çevresinde gezegene doğru büküldüğü için onu taşıyan ışık hareketi haliyle bükülecek. İşte burada uzayı çeken cismin yoğunluğu ve uzayı çekme gücü ışığın hareketine direk etki edecektir. En güçlüsü haliyle karadelik çevresindeki uzay iyice sıkışacak Newton beşiği hareketine izin vermeyecek kadar sıkışacak ışık hareketi oluşamayacaktır.

Bu örüntü uzayın her tarafına eşit yayılmış mıdır hayır örüntü kusursuz bir yapı değil. O yüzden evrenin çeşitli yerlerinde düzensiz boşluklar oluşturması mümkün o bölgeler solucan deliği olarak karşımıza çıkacaklar. Bu boşluklarda ışık hareketi hatta uzaydan bile söz edilemeyeceği gibi yoğun ve yıpratıcı alt uzay parçacıklarından söz etmek mümkün.

 


Yorum yapabilmek için giriş yapınız

Giriş Yap